Skip to content Skip to footer

Reddi Miras, Mirası Redetme Süresi ve Şartları

  1. Miras Kimlere Geçer Ve Reddi Miras Nedir?

 Miras hukuku, ölen bir kişinin malvarlığının kimlere ve ne şekilde intikal edeceğini düzenleyen hukuk dalıdır. Bu kapsamda mirasın mirasçılar tarafından kabul edilmesi ya da reddedilmesi hukuki sonuçlar doğurur. Uygulamada sıkça karşılaşılan sorunlardan biri de ölen kişinin borçlarının, mirasçılar tarafından reddedilmemesi halinde mirasçılara geçmesidir. Bu durumda mirasçı, ölen kişinin borçlarından da şahsi malvarlığı ile sorumlu hale gelir. İşte bu tür olumsuz sonuçlardan korunmak amacıyla, Türk Medeni Kanunu mirasın reddi (reddi miras) müessesesini kabul etmiş ve mirasçılara bu yönde bir tercih hakkı tanımıştır.

Mirasın reddi kurumu, mirasçının ölen kişinin malvarlığını bütünüyle kabul etmek istememesi durumunda, hukuken bu malvarlığını kabul etmeme iradesini resmi merciler nezdinde ortaya koyabilmesine imkân tanır. Reddi miras, özellikle mirasın borca batık olması halinde mirasçılar açısından büyük bir koruma aracı olarak öne çıkar. Zira miras bırakanın terekesi, sadece alacaklardan değil, önemli miktarda borçlardan da oluşabileceğinden, mirasçılar bu borç yükü altına girmemek adına mirası reddetme yoluna başvurabilirler. Kanun koyucu bu iradeyi kullanabilmek için belirli bir süre ve şekil şartı öngörmüştür.

  1. Reddi Miras Nasıl Yapılır?

Reddi miras, mirasçıların, kendilerine intikal eden mirası kabul etmeyip, tüm hak ve borçlarıyla birlikte reddetmelerini ifade eder. Bu, miras bırakanın borçlarının fazlalığı gibi durumlarda mirasçının kendi malvarlığını koruyabilmesi açısından büyük önem taşır. Mirasçının, terekeyi kabul etmemesi sayesinde, ölen kişiye ait borçlar mirasçıya geçmez ve böylece kişi, sadece kendi malvarlığıyla yaşamaya devam eder.

Bu yönüyle reddi miras, mirasçının hukuki koruma altına alınmasını sağlayan bir araç niteliği taşır. Özellikle miras bırakanın ciddi bir borç yükü altında hayatını kaybettiği durumlarda, mirasçıların bu borçlardan sorumlu olmaması için zamanında ve usulüne uygun bir şekilde mirası reddetmeleri gerekir. Ret işlemi, yalnızca irade beyanıyla değil, aynı zamanda bu beyanın belirli bir usule göre yapılmasıyla geçerlilik kazanır.

Türk Medeni Kanunu’nun 605. Maddesi uyarınca, yasal ve atanmış mirasçılar, mirası reddetme hakkına sahiptir. Ret, mirasçı tarafından yapıldığında geçmişe etkili sonuç doğurur; yani miras hiç kazanılmamış sayılır. Bu durum mirasçının miras bırakanla olan borç-hak ilişkisini tamamen ortadan kaldırır. Ancak bu hakkın kullanımı belirli süre ve şekil kurallarına tabidir, aksi halde ret geçersiz sayılır ve miras zımnen kabul edilmiş olur.

  1. Reddi Miras İçin Süre Nedir?

Reddi miras, kanunen belirli bir süre içinde yapılmalıdır. Bu süreye riayet edilmemesi halinde miras, zımnen kabul edilmiş sayılır ve mirasçı, borçlardan da sorumlu hale gelir.

  • Reddi Miras İçin Yasal Süre Nedir?

Türk Medeni Kanunu’nun 606. Maddesi uyarınca, miras üç ay içinde reddedilmelidir. Bu süre, yasal mirasçılar için miras bırakanın ölümünü öğrendikleri tarihten itibaren; atanmış mirasçılar için ise kendilerine yapılan bildirimin tebliğinden itibaren işlemeye başlar.

10.Hukuk Dairesi 2022/1929 E., 2022/4701 Sayılı kararı da aynı yöndedir; “Yasal ve atanmış mirasçılar mirası, TMK.’nın 606’ncı maddesi gereğince üç ay içinde reddedebilirler. Bu üç aylık süre hak düşürücü bir süredir. Bu süre yasal mirasçılar için mirasçı olduklarını daha sonra öğrendikleri kanıtlanmadıkça, miras bırakanın ölümünü öğrendikleri tarihten işlemeye başlar. Atanmış mirasçılar için ise süre, miras bırakanın tasarrufunun kendilerine resmen bildirdiği tarihten işlemeye başlar.”

  • Sürenin Başlangıcı

– Miras bırakanın ölüm tarihi değil, mirasçının ölümü öğrendiği tarih esas alınır.

– Birden fazla mirasçı varsa, her biri için süre ayrı ayrı işler.

– Fiil ehliyeti bulunmayan mirasçılar için süre, kanuni temsilcinin öğrenme tarihi itibariyle başlar.

  • Reddi Miras Süresi Hangi Hallerde Uzar?

Reddi miras süresi kesin bir süredir ve mahkeme tarafından uzatılamaz. Ancak bazı istisnai durumlarda sürenin işlemeye başlamadığı ya da durduğu ileri sürülebilir. Bu gibi istisnai durumların başında, mirasçının miras bırakanın ölümünden haberdar olmaması gelir. Mirasçının ölümünden bihaber olması halinde, üç aylık süre mirası fiilen öğrendiği tarihten itibaren işlemeye başlar.

Bir diğer istisna, mirasçının hukuki ehliyetsizliğidir. Bu durumda da süre, ancak kanuni temsilcinin ölümü öğrendiği tarihten itibaren işlemeye başlar. Burada miras avukatı ile beraber ya da aile avukatı ile beraber işlemlerin yapılması elzemdir.

Bu tür istisnai durumların varlığı halinde, mirasçının gerçekten mirası ve ölüm olayını öğrendiğini ispat etmesi şartıyla, üç aylık süre yeniden başlatılabilir. Ancak bu husus her somut olay özelinde değerlendirilmelidir ve ispat yükü mirasçıdadır.

  1. Reddi Mirasın Şartları

Mirasın reddi, Türk Medeni Kanunu’nda öngörülen şekli ve maddi koşulların sağlanması halinde geçerlilik kazanır. Aksi halde yapılan ret beyanı geçersiz olup, miras kanunen kabul edilmiş sayılır. Ret beyanının geçerliliği; şekli, irade ve süre şartlarının birlikte gerçekleşmesine bağlıdır.

  • Reddi Mirasın Şekil Şartı

Mirasın reddi, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 609. Maddesi uyarınca mirasçılar tarafından sulh hukuk mahkemesine yapılacak beyanla gerçekleşir. Bu beyanın geçerli olabilmesi için aşağıdaki şekli şartların sağlanması gerekir:

  • Beyan, yazılı veya sözlü olarak yapılabilir.
  • Ret iradesi mutlaka mahkemece düzenlenen resmi bir tutanağa geçirilmelidir.
  • Beyan, mirasçının bizzat kendisi tarafından yapılabileceği gibi, usulüne uygun şekilde yetkilendirilmiş bir vekil aracılığıyla da yapılabilir.

Ret beyanı, ilgili sulh hukuk mahkemesince tutanağa bağlanarak resmi sicile kaydedilir. Ancak bu beyanın üçüncü kişilere karşı hüküm doğurması, sicile kaydedilmesiyle birlikte mümkündür.

  • Reddi Miras İrade Şartı

 Mirasın reddi, mirasçının serbest ve gerçek iradesine dayanmalıdır. Mirasçının rızası dışında gerçekleştirilen (irade fesadı halleri) ret işlemleri geçersiz sayılır. Ayrıca:

– Mirasçının fiil ehliyetine sahip olması gereklidir.

– Fiil ehliyeti bulunmayan küçükler ve kısıtlılar adına yapılacak ret beyanı, yasal temsilcileri (veli veya vasi) tarafından yapılmalı ve sulh hukuk hakiminin onayına tabi tutulmalıdır.

  • Süre Şartı

Mirasın reddi, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 606. maddesi uyarınca, miras bırakanın ölümünün ve mirasçının mirasçılık sıfatının öğrenildiği tarihten itibaren üç ay içerisinde yapılmalıdır. Bu süre hak düşürücü nitelikte olup süresi içerisinde yapılmayan ret beyanı hüküm doğurmaz ve miras kanunen kabul edilmiş sayılır.

Bununla birlikte, TMK m. 605/2 uyarınca; “mirasın tamamı açıkça borca batık ise, mirasçılar tarafından herhangi bir ret beyanında bulunmamış olsa dahi, miras hükmen reddedilmiş sayılır.”

  1. Reddi Miras Türleri

Reddi miras, şekli ve hükmü bakımından iki şekilde karşımıza çıkar: Bunlar gerçek (iradi) ret ve hükmen (zımni) ret olarak ayrılır. Her iki ret türü de hukuki sonuç doğurur; ancak uygulamada biçimleri ve kabul şartları birbirinden farklıdır.

Mirasçının, üç aylık yasal süre içinde Sulh Hukuk Mahkemesine başvurarak mirası reddettiğini açıkça beyan etmesiyle gerçekleşir. Yazılı veya sözlü olarak yapılabilir, ancak mutlaka Mahkemece tutanağa geçirilmelidir. En yaygın ret türüdür ve usule uygun yapıldığında miras hiç kazanılmamış sayılır.

Türk Medeni Kanunu 605/2 maddesi uyarınca, mirasçıların açıkça redde dair bir beyanda bulunmasına gerek olmaksızın, terekenin borca batık olduğu açıkça belli ise ve mirasçı terekeye fiilen sahip çıkmamışsa, miras kendiliğinden reddedilmiş sayılır. Açık beyana gerek yoktur. Genellikle iflas durumlarındaki miraslar için geçerlidir.

Yargıtay 2.Hukuk Dairesi’nin 22.03.2004 Tarihli 2731 E. 3608 K. Sayılı kararı da aynı yöndedir;

“…İstek, terekenin borca batık olduğunun tesciline ilişkindir. Ölüm anında tereke borca batık ise, miras kendiliğinden reddedilmiş sayılır (TMK m.545). Bu davada bir süre söz konusu değildir.” (Benzer yönde karar: Yargıtay 2.Hd. 21.02.2005 T. 16676 E. 2398 K.)

  1. Reddi Mirasın Sonuçları

Mirasın reddi, Türk Medeni Kanunu’nda düzenlenmiş olan bir mirasçılıktan çıkma yoludur ve gerek reddeden mirasçı gerekse diğer mirasçılar bakımından önemli hukuki sonuçlar doğurur. Mirasın reddi beyanı, mirasçıların miras bırakanın aktif ve pasif malvarlığını devralmak istememeleri halinde, kanunda öngörülen sürede ve usule uygun olarak yapılan irade açıklamasıdır. Bu irade açıklamasının kabul edilmesiyle birlikte, reddi gerçekleştirilen mirasçı artık terekeye hukuken yabancı hale gelir.

Reddi miras işlemlerini miras avukatı aile avukatı ve hatta boşanma avukatı dahi gerçekleştirilmekte olup bu olan aile hukuku ve bir nevi borçlar hukuku konusunu oluşturmaktadır.

Mirası reddeden kişi, mirası hiç kazanmamış sayılır. Başka bir ifadeyle, reddi miras yapan kişi, miras bırakanın ölümüyle birlikte doğan mirasçılık sıfatını tamamen yitirir. Bu durumda, tereke ile aralarında hiçbir hak veya borç ilişkisi kalmaz. Dolayısıyla, miras bırakanın hem alacakları hem de borçları açısından hiçbir sorumluluk üstlenmez. Reddi mirasın en önemli sonuçlarından biri de budur: mirasçılık sıfatı sona erdiği için, terekeye dahil borçlardan ötürü kişisel malvarlığı ile sorumlu tutulması söz konusu olmaz.

Öte yandan reddi miras yalnızca reddeden mirasçıyı değil, diğer mirasçıları da etkiler. Mirasın reddedilmesi halinde, reddedilen miras payı, yasal mirasçılar açısından yeniden paylaştırılır. Altsoy sistemine dayalı Türk miras hukukunda, eğer reddeden mirasçının altsoyu bulunuyorsa, reddedilen pay, doğrudan altsoya geçer. Altsoy mirasçıları da kendi adlarına yasal mirasçılık sıfatı kazanarak terekeye iştirak ederler.

Tüm mirasçıların mirası reddetmesi halinde, Türk Medeni Kanunu’nun 612. Maddesi devreye girer. Bu hükme göre, tereke resmen tasfiye edilir ve bu tasfiye işlemi, iflas hükümleri çerçevesinde gerçekleştirilir. Bu durumda, alacaklıların korunması amacıyla terekenin aktif ve pasifi tespit edilir, malvarlığı paraya çevrilir ve elde edilen bedel, alacaklılara payları oranında ödenir. Artan bir değer varsa, bu kamuya intikal eder. Böylece terekenin sahipsiz kalmasının önüne geçilir.

Reddi miras kurumu, mirasçılara miras yoluyla intikal eden borçlardan kurtulma imkânı sağlayan son derece önemli bir hukuki müessesedir. Ancak bu hakkın, yasal süresi içerisinde ve usulüne uygun şekilde kullanılması büyük önem taşımaktadır. Aksi halde, süreyi kaçıran mirasçılar, murisin tüm borçlarından kendi şahsi malvarlıkları ile sorumlu hale gelebilirler. Bu sebeple; reddi miras beyanının süresi, şekil şartları ve usule ilişkin tüm hususlara azami dikkat gösterilmeli ve bu süreç bilinçli şekilde yürütülmelidir.