+ 90(216) 266 01 06

Münir Nurettin Selçuk Cad. Kalamış Apt. No: 21 D: 3  Kalamış / Kadıköy / Istanbul

All Rights Reserved | Copyright © Özşen Hukuk Bürosu | Content may not be reproduced, copied, partially or entirely cited without permission.

Türk Hukukunda Taşeron (Alt Yüklenici) Kavramı

 

​Ülkemizde daha çok “Taşeronluk Sözleşmesi” olarak bilinen alt istisna sözleşmesi; asıl yüklenicinin bir ücret karşılığında yapmakta olduğu eserin bir kısmını bir istisna sözleşmesi ile alt yükleniciye yaptırması olarak tanımlanabilir. Örneğin kendi arsasına bina yapımı işinin bir yükleniciye (asıl yüklenici) verilmesi böyledir. Buna alelade eser sözleşmesi denilebilir. Fakat bazen, asıl yüklenici de o işle ilgili olarak orada işçi çalıştırırken işin bir bölümünde veya işyerinin eklentisinde başka yükleniciye (alt yükleniciye) götürü biçimde iş verebilir. Buna ise alt işveren ilişkisi denir.

 

Bir başka örnekte ise yüklenici işin asıl sahibinden belli bir işi almakta ve fakat bunun tümünü kendisi işçileriyle yapmak yerine işi bölümlere ayırarak her bir bölümü bu kez kendisi başka alt yüklenicilere vermektedir. Bu durum Alman hukukunda “tali müteşebbis ilişkisi” (Subunternehmerverhaeltnis) diye anılmaktadır.

 

Literatürde alt yüklenici kavramı, “ikinci müteahhit” ve “taşeron” terimleriyle eş anlamlı kullanılmaktadır. Fakat Türk mevzuatlarında “alt yüklenici”, işin nev’i itibariyle kendi uzmanlık alanına giren bir bölümünü üstlenen kişi olarak tanımlanmakta olup, alt yüklenicinin çoğu zaman asıl yükleniciden bile daha uzman olması beklenir (örneğin, bir bina inşaatında izolasyon işlerini gerçekleştiren alt yükleniciler gibi). Taşeron ile asıl yüklenici arasındaki ilişki, özellikle inşaat yapım işlerinde taşeronun üzerine aldığı konuda yükleniciden mesleki açıdan daha uzman olmasından kaynaklanır. Bunun için taşeron ile yüklenici arasındaki sözleşme ayrı bir eser sözleşmesi ilişkisidir. Yüklenici bu sözleşmeyi asıl iş sahibi adına değil kendi adına yapar. Taşeron ile asıl iş sahibi arasında bir sözleşme ilişkisi yoktur. Dolayısıyla ne taşeron, ne de asıl iş sahibi birbirlerinden sözleşmeye dayanarak istemde bulunamaz. Bu bağlamda asıl iş sahibi ile alt yüklenici arasında herhangi bir istisna sözleşmesi ilişkisi bulunmamaktadır. Bu itibarla iş sahibi, alt yükleniciden eser meydana getirilmesi ve onun kendisine teslimi konusunda bir talep hakkına sahip değildir. Alt yüklenici, eser meydana getirmeyi sadece asıl yükleniciye taahhüt etmiştir. İş sahibi, alt yüklenicilik sözleşmesinin ihlalinden asıl yüklenici lehine doğan hakları kendi adına ileri süremez; o sadece, şartları varsa, haksız fiil hükümlerine dayanarak alt yükleniciye başvurabilir

 

Alt yüklenicilik kavramını, taşeronluk kavramı ile bir arada kullanan AKKANAT’a göre taşeron, “asıl yükleniciyle yapmış bulunduğu sözleşme gereğince, asıl müteahhidin iş sahibine karşı meydana getirmek üzere borçlanmış bulunduğu yapı eserinin bir kısmını veya tamamını kendi sorumluluğu altında meydana getirmeyi, asıl müteahhide karşı borçlanmış bulunan” yüklenicidir.

 

 TANDOĞAN’a göre ise alt yüklenici, “asıl yüklenicinin eseri meydana getirme borcunun ifasını kendi adına ve hesabına yaptığı bir istisna sözleşmesiyle ona bıraktığı, kendi hesabına çalışan bir yardımcı kişidir”

 

Doktrinde yapılan bu tanımların yanında, Yargıtay, 15.09.1980 tarihinde verdiği bir kararında alt yükleniciyi, “eseri yapma borcunun ifasının kısmen veya tamamen kendisine devredildiği bağımsız ve kendi hesabına çalışan bir yardımcı şahıs” olarak tanımlamış ve alt yüklenicilerin, “müstakil hareket eden ve asıl yüklenicinin yerine kâim olan kimseler” olduklarını ifade etmiştir

 

Borçlar Kanunu’nun 356. Maddesi uyarınca, asıl yüklenici “İşi Bizzat Yapmak Veya Kendi İdaresi Altında Yaptırmak” zorundadır. Ancak işin niteliği açısından “Şahsi Maharetinin Ehemmiyeti Yok İse” işi bir başkasına da devredebilir. İşin devredildiği bu kişi ya da kuruluş uygulamada “Taşeron” olarak nitelendirilen alt yüklenicidir. Unutulmamalıdır ki kural olarak asıl yüklenici, iş sahibinden aldığı işi başka bir yükleniciye devredemez, ancak işin mahiyeti gereği o işin başka bir alt yüklenici tarafından yapılması ile asıl yüklenici tarafından yapılması arasında bir fark yoksa alt yükleniciye iş devredilebilir, ancak taraflar arasında söz konusu iş başka yüklenicilere devredilemez hükmü varsa; iş başka yükleniciye devredilemez. Asıl yüklenici, yetkisi olmadan işi alt yükleniciye devretmişse, bu davranış sözleşmenin müsbet ihlali sayılmakta ve alt yüklenicinin asıl iş sahibine verdiği zararlar yüzünden ayrıca TBK. m. 112 gereğince de sorumlu olmaktadır. Bu durumda sözleşme, alt yüklenicilik sözleşmesinin kurulmasıyla değil, alt yüklenicinin fiilen çalıştırılmasıyla ihlal edilmektedir.

 

Alt müteahhitlik sözleşmeleri, genel olarak inşaat sektöründe ve büyük inşaat projelerinin gerçekleştirilmesinde gündeme gelmektedir. Özellikle metro, stadyum, baraj, alışveriş merkezi ve otel gibi birçok uzmanlık alanı gerektiren büyük işlerin ifasına ilişkin inşaat sözleşmelerinin gereği gibi ifa edilmesi için, farklı kişilerin uzmanlığına ihtiyaç duyulabilir. Böyle bir işi yüklenen müteahhidin gerekli tüm alanlarda uzmanlığının bulunması ve bu işi tek başına bitirebilmesi kural olarak mümkün değildir. Bu nedenle müteahhit aldığı işin bir kısmını veya tamamını her biri kendi alanında uzman olan başka kişilere istisna sözleşmesi ile yaptırma yolunu seçer. 

 

İş sahibi ile akdettiği istisna sözleşmesi bakımından yüklenici, kendi çalışması ve sorumluluğu altında çalışan kimselerle, sözleşmenin diğer tarafı olan iş sahibine karşı, maddî ve/veya maddî olmayan ve objektif olarak belirlenebilen bir sonucu sağlamak borcu altına giren kişidir. Kısaca yüklenici, iş sahibi ile yaptığı sözleşme konusu olan eseri bir ücret karşılığında meydana getiren ve bu eseri teslim etmeyi taahhüt eden kişidir. Yüklenici, iş sahibi ile akdettiği istisna sözleşmesi bakımından, bir yapı eserini bizzat veya başkalarına yaptırma borçlusu durumunda iken, alt yüklenici ile akdettiği sözleşme bakımından bu yapı eserinin tümünün ve/veya bir kısmının ifası konusunda alt yüklenicinin iş sahibi durumundadır.

 

Alt yükleniciliğin bu bağlamda hizmet sözleşmeleriyle karıştırılmaması gerekmektedir. Alt yüklenici hizmet işlerinde yüklenici adına ve ona bağlı olarak iş yapmakla birlikte, yükleniciyle aralarında eser sözleşmesi hükümleri geçerlidir ve olası bir anlaşmazlık halinde sorunlar Borçlar Kanunu’nda düzenlenen “Eser Sözleşmesi” hükümleri uyarınca çözüme kavuşturulur.

 

Unutulmaması gereken bir husus da asıl yüklenicinin üstlendiği tüm inşaatı genel bir alt yükleniciye devretmesinin TBK. m. 471/3 hükmüne aykırılık teşkil etmesidir. Bu bakış açısıyla konuyu incelersek iş sahibinin inşaatın yapımı için, herhangi bir yükleniciyle değil, özel olarak belirlediği bir yükleniciyle anlaşmış olmasıyla o yükleniciden beklenti içine girdiğini gösterdiğinden, böyle bir durumda; yüklenicinin, iş sahibinin bu iradesine karşın tüm işi tek bir alt yükleniciye devretmesi hakkaniyete de aykırı olacaktır. Bu yüzden asıl yüklenicinin eserin imalinin bir kısmını ya da tamamını alt müteahhide sözleşmeye aykırı olarak bırakması durumunda, iş sahibinin bu sebeple eser sözleşmesini feshedebilme hakkı doğacaktır.

 

Please reload

Son Paylaşımlar

September 8, 2016

August 15, 2016

Please reload

Arşiv
Please reload

Etiketlere Göre Ara
Please reload

Bizi Takip Edin
  • Facebook Basic Square
  • Twitter Basic Square
  • Google+ Basic Square