+ 90(216) 266 01 06

Münir Nurettin Selçuk Cad. Kalamış Apt. No: 21 D: 3  Kalamış / Kadıköy / Istanbul

All Rights Reserved | Copyright © Özşen Hukuk Bürosu | Content may not be reproduced, copied, partially or entirely cited without permission.

Yasal Mirasçılık

September 8, 2016

 

Türk hukukunda kan hısımlarının hangi sıraya göre mirasçı olacağı hususunda, birbirini izleyen kuşakların esas alındığı soybağına dayanan zümre usulü kabul edilmiştir.  Bu usul yasal mirasçıları kesin bir şekilde sıraya koymaktadır.

 

Mirasbırakanın birinci zümre mirasçıları, onun altsoyu, yani çocukları, torunları, torunlarının çocukları ve devamıdır. Bu sıralama doğrultusunda mirasbırakandan önce ölmüş olan çocukların yerini, her derecede halefiyet yoluyla kendi altsoyları almaktadır.

 

Altsoyu bulunmayan mirasbırakanın mirasçıları, ana ve babasıdır. Mirasbırakandan önce ölmüş olan ana ve babanın yerlerini, her derecede halefiyet yoluyla kendi altsoyları alacağından ana ve baba ile ana ve babanın altsoyları yani ölenin kardeş, yeğen ve yeğen çocukları, torunları mirasbırakanın ikinci zümre mirasçılarını oluşturmaktadır.

Altsoyu, ana ve babası ve onların altsoyu bulunmayan mirasbırakanın mirasçıları büyük ana ve büyük babalarıdır. Mirasbırakandan önce ölmüş olan büyük ana ve büyük babaların yerlerini, her derecede halefiyet yoluyla kendi altsoyları alacağından mirasbırakanın üçüncü zümre mirasçıları, büyük ana ve büyük babalarından ve bunların altsoyundan yani ölenin hala, teyze, amca, dayı ve bunların altsoyundan ibarettir.

 

Mirasbırakanın dördüncü zümre mirasçıları büyük ana ve büyük babaların ana ve babalarından ve bunun altsoyundan meydana gelmektedir.Bundan sonra beşinci ve altıncı zümreler gelmekte olup bu sıralama daha da uzatılabilmektedir.

 

Zümre usulünde mirasçıların belirlenmesinde sırasında sonraki zümreye geçilebilmesi için daha önceki zümrede hiçbir mirasçının bulunmaması kuralı benimsenmiştir. Bu kurala göre birinci zümre hısımlarının bulunması halinde ikinci ve devamı zümrelerdeki hısımlar mirasçı olmamaktadır.

 

Ayrıca her zümre içinde miras hakkı sahibi olan kişi mirasbırakana en yakın olan hısımdır. Örneğin, mirasbırakanın çocuklarının hayatta olması durumunda mirasbırakanın torunları mirasçı olamazlar.Öte yandan her zümre içinde, yasal mirasçı sıfatını kazanan en yakın kan hısımları mirasta eşit hak sahibidir. Örneğin, miras bırakanın dört çocuğu olması halinde her bir çocuk terekenin dörtte biri oranında pay sahibidir. Bir tarafta hiç mirasçı bulunmadığı durumda ise, bütün miras diğer taraftaki mirasçılara kalır.

 

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nda yalnızca ilk üç zümre için yasal mirasçılık kabul edilmiş olmakla birlikte dördüncü zümre ve devamındaki mirasçılar yasal mirasçı değillerdir.Evlilik dışı çocukların yasal mirasçılığı ana ve baba açısından farklı olarak düzenlenmiştir. Kanundaki düzenlemeye göre ana açısından evlilik içi çocuklarla evlilik dışı çocuklar arasında mirasçılık bakımından herhangi bir fark bulunmamakla birlikte evlilik dışı çocuk, evlilik içi çocuk ile aynı hakka sahiptir. Baba açısından ise evlilik dışı çocuğun evlilik içi hısımlar gibi mirasçı olabilmesi için, evlilik dışı çocuğun babası tarafından tanınmış olması veya mahkemece babalık kararı verilmiş olması şartı aranmıştır.

Soybağı düzeltilmiş bir çocuk ise, evlilik içi çocukla aynı miras hakkına sahip olacaktır.

 

Evlatlıkların mirasçılık durumu diğer mirasçılardan farklılık arz etmektedir. Öncelikle belirtmek gerekir ki; evlatlık tek taraflı bir mirasçılıktır. Evlatlık, evlat edinenin vefatı halinde onun birinci zümreye giren yasal mirasçısı olur.  Bununla birlikte evlâtlığın kendi ailesindeki mirasçılığı da devam etmektedir. Ayrıca evlat edinme durumunda yalnızca evlat edinen ile evlatlık arasında bir hısımlık kurulmakta olduğundan, evlatlık, evlat edinenin babası veya kardeşi gibi kan hısımlarının yasal mirasçısı olmamakta, yalnızca evlat edinenin yasal mirasçısı olmaktadır. Diğer taraftan evlatlık ilişkisinin kötüniyetli bir şekilde menfaat amaçlı kullanılmaması için, evlatlığın ölümü halinde evlat edinenin, evlatlığın yasal mirasçısı olamayacağı kuralı benimsenmiştir.

 

Öte yandan mirasçı bırakmaksızın ölen kimsenin mirası Devlete geçmektedir.

Kanun’da sağ kalan eşin yasal miras hakkının birlikte bulunduğu zümreye göre farklı olacağı düzenlenmiştir. Buna göre sağ kalan eş;

  • Mirasbırakanın altsoyu ile birlikte mirasçı olursa, mirasın dörtte biri,

  • Mirasbırakanın ana ve baba zümresi ile birlikte mirasçı olursa, mirasın yarısı,

  • Mirasbırakanın büyük ana ve büyük babaları ve onların çocukları ile birlikte mirasçı olursa, mirasın dörtte üçü,

  • Bunlar da yoksa mirasın tamamı eşe kalır.

Boşanan eşlerin ise birbirinin yasal mirasçısı olamamasına karşılık mahkemece boşanma yerine ayrılığa karar verilmiş olması veya boşanma davası açılmış olmakla birlikte boşanma gerçekleşmeden önce eşlerden birinin vefat etmesi halinde sağ kalan eş yasal mirasçı olmaktadır.[*]

 

 

 

 

 

[*] Türk Medeni Kanunu’nun 181. maddesinde; boşanma davası devam ederken, ölen eşin mirasçılarından birisinin davaya devam etmesi ve diğer eşin kusurunun ispatlanması hâlinde sağ kalan eşin, vefat eden eşin mirasçısı olamayacağı ve onun lehine yapılmış olan ölüme bağlı tasarrufların da geçersiz olacağı kabul edilmiştir. Kanunun 156. maddesine göre ise; evlenmenin butlanı için dava açılmış olması halinde de, mirasçılar açılmış olan davayı sürdürebilmektedir. Bu dava sonucunda evlenme sırasında iyiniyetli olmadığı anlaşılan sağ kalan eş, yasal mirasçı olamayacağı gibi, daha önce yapılmış olan ölüme bağlı tasarruflarla kendisine sağlanan hakları da kaybetmektedir.

Please reload

Son Paylaşımlar

September 8, 2016

August 15, 2016

Please reload

Arşiv
Please reload

Etiketlere Göre Ara
Please reload

Bizi Takip Edin
  • Facebook Basic Square
  • Twitter Basic Square
  • Google+ Basic Square