+ 90(216) 266 01 06

Münir Nurettin Selçuk Cad. Kalamış Apt. No: 21 D: 3  Kalamış / Kadıköy / Istanbul

All Rights Reserved | Copyright © Özşen Hukuk Bürosu | Content may not be reproduced, copied, partially or entirely cited without permission.

Boşanma Sebepleri

August 15, 2016

 

Kamusal niteliği de bulunması itibariyle evlilik birliğinin sonlandırılması anlamına gelen boşanma, tarafların inisiyatifine ve iradelerine bırakılmamış, birçok ayrıntı ile düzenlenmiştir. Usul ve esasa ilişkin düzenlemeleri incelemeye boşanma sebepleri ile başlamakta fayda bulunmaktadır. Zira açıklanacak bu nedenlerin bulunmaması halinde zaten boşanmaya karar verilemeyecektir.

Boşanma sebepleri mutlak ve nispi olarak iki kısma ayrılmaktadır. Mutlak boşanma sebeplerinin varlığı boşanma için yeterlidir. Ayrıca bu sebeplerin evlilik birliğine etkisi mahkemece değerlendirilmeyecek, araştırılmayacaktır. Mutlak boşanma sebepleri:

 

  • Zina,

  • Hayata kast, pek kötü veya onur kırıcı davranış,

  • Terk

 

Nispi boşanma nedenlerinde ise, bu nedenlerin evlilik birliğinin devamını ne derecede güçleştirdiği araştırılmak zorundadır. Nispi boşanma sebepleri ise:

 

  • Suç işleme ve haysiyetsiz hayat sürme,

  • Akıl hastalığı

  • Evlilik birliğinin sarsılması

 

şeklindedir.

 

 

Zina Nedeniyle Boşanma

 

Zina, evlilik birliği içerisinde eşlerden birinin karşı cinsten bir kişiyle bilerek cinsel ilişkiye girmesidir. Zina eylemini eşlerden birinin sadakat yükümlülüğüne karşı gelmesi olarak da algılayabiliriz. Zina davasının açılması için; tarafların geçerli bir evliliğinin olması gereklidir. Evlilik öncesi veya sonrası karşı cinsle girilen bu tür muamele zinaya girmez.

 

Eşlerden biri zina ederse, diğer eş boşanma davası açabilir. (TMK 161. madde) Ceza Kanunu'nda var olan zina suçu Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edildiğinden, zina cezai anlamda suç sayılmamaktadır, bu bağlamda zina sebebi ile hapis cezasına çarptırılmak artık söz konusu değildir.

Eşin zina yapması diğer eş için haklı boşanma sebebidir. Bu halde kusursuz olan eş, boşanma davasında manevi tazminat, nafaka da talep edebilmektedir. 

 

Zina nedeniyle boşanma davası açacak kişiler açısından medeni kanun davanın aldatma üzerine açılabilmesi için aldatılmanın öğrenilmesinin üzerinden 6 ay geçmeden boşanma başvurusu yapılması gerektiğine hükmetmektedir. Aldatma eylemi gerçekleşeli 5 yıldan fazla olmuş ise aldatma nedeniyle boşanma davası açılamamaktadır.

 

Aldatma nedeniyle boşanma davalarında ispat yükümlülüğü davayı açan kişinindir. O nedenle aldatılan kişi bu durumu mahkemede ispat etmelidir. Diğer yandan aldatılma şüphesiyle boşanma davası açacak kişiler açısından da bu durum Yargıtay’a göre boşanma nedenleri arasında yer alır. Aldatma şüphesi nedeniyle boşanma davalarında güven sarsıcı davranış gerçekleştiren kişinin davranışlarının meşru olup olmadığına bakılır.

 

 

Hayata Kast Nedeniyle Boşanma

 

Eşlerden birinin, diğer eşin yaşamına son vermek amacıyla yaptığı eylemler “hayata kast” olarak değerlendirilmektedir. Burada eşin öldürme amacına yönelik bir eylemi bulunmakla birlikte, bir sebepten dolayı eylem ölüm ile sonuçlanmamaktadır. Eşini öldürmek için silahla ateş etmesine rağmen eşe isabet ettirememiş olan kişinin eylemi hayata kast olarak kabul edilmekte olduğu gibi; eşin içeceğine öldürücü bir zehir konulmasına rağmen zehirli şeyin içilmemesi sebebiyle eşin kurtulması halinde de hayata kast vardır.

 

Öte yandan eşini öldürme niyetiyle silah ya da zehir alma gibi henüz eyleme geçilmemiş olmasına rağmen, öldürme niyetini ortaya koyan davranışların varlığı halinde de hayata kastın varlığı ve bunun bir boşanma nedeni olduğu kabul edilmelidir. Burada dikkat edilmesi gereken husus eylemin boşanma nedeni olabilmesi için bizzat diğer eşe yöneltilmiş olmasının gerektiği olup eşin yakınlarına yönelik hayata kast eylemi boşanma nedeni olarak kabul edilmemektedir. 

 

Hayata kast mutlak boşanma nedenlerinden olduğundan ispatı halinde kusur aranmaz. Öte yandan hayata kast, kusura dayanan bir boşanma sebebi olduğundan temyiz kudreti bulunmayan eşin fiilleri hayata kast sebebiyle boşanma davası açma hakkı vermez.

 

Hayata kast halinde boşanma davasının açma hakkının kullanılacağı süre kanunda belirlenmiş olup bu süre hak düşürücü bir süredir, bu süre kaçırılırsa dava açılamaz. TMK m. 162/2 uyarınca hayatına kastedilen eş olayı öğrendiğinden itibaren altı ay ve hayata kast eyleminin meydana gelmesinden itibaren beş yıl içinde boşanma davası açmalıdır.

 

Hayata kast durumunun tekrarlanmasının önüne geçilebilmesi için, bu sebebe dayanarak açılacak boşanma davaları daha kısa sürede sonuçlandırılabilir. Bunun yanı sıra hayatına kast edilen/ölümle tehdit edilen eş için bazı koruma amaçlı tedbirlerin talep edilmesi de mümkündür.  Mahkemece verilecek tedbir kararları ile hayata kast eden eş/tehdit eden eş için evden uzaklaştırma kararı verilebileceği gibi, diğer eşe, çocuklara ve eşin aile ve sosyal çevresine de yaklaşması da engellenebilmektedir. Hayata kast eden eşin, alkol ya da madde bağımlılığı var ise bu bağımlılık sebebiyle tedavi altına alınması yönünde de karara verilebilir.

 

 

Dayak, Darp, Baskı ve Şiddet Nedeniyle Boşanma

 

Medeni Kanunun 162. maddesinde, eşe karşı kötü muamele nedeniyle de boşanma davası açılabileceği ifade edilmiştir. Dayak, darp veya psikolojik baskı gibi şekillerde karşılaşılabilecek eş tarafından fiziksel şiddet ya da duygusal şiddet eylemleri mağdur eşler açısından boşanma sebebi kabul edilmektedir.

 

Ülkemizde kadına yönelik şiddet artışları nedeniyle özellikle son yıllarda “kötü muamele” boşanma davası sebebi olarak sıklıkla karşımıza çıkmaktadır. Fiziksel veya psikolojik şiddete maruz kalan eş bu durumu boşanma nedeni olarak öne sürerek boşanma davası açabilmekle birlikte, şiddetin önüne geçilebilmesi amacıyla hayata kast nedeniyle boşanmalarda söz konusu olan önleyici koruma tedbirleri burada da talep edilebilmektedir. Dolayısıyla kadına yönelik şiddet nedeniyle boşanma davası açacak eşler için, şiddetin sonlandırılmasına yönelik birçok önleyici ve koruyucu yaptırımın uygulanması da sağlanabilmektedir.

 

Kötü muameleye maruz kalan eşin, bu eylemin üzerinden 6 ay geçmesi halinde kötü muamelede bulunan eşi affettiği kabul edildiğinden kötü muamele niteliğindeki davranışın üzerinden 6 ay geçmeden boşanma davasının açılması gerekmektedir.

 

 

Onur Kırıcı Davranış Nedeniyle Boşanma

 

Eşlerden birisinin diğer eşe başkalarının önünde ağır hakaretlerde bulunması, eşi küçük düşürmesi, eşi rencide etmesi, eşinin onurunu kırıcı davranışta bulunması, eşinin haysiyetini zedelemesi gibi davranışlar “onur kırıcı davranış” olarak nitelendirilmektedir. Onur kırıcı davranış nedeniyle boşanma davası açılabilmesi için küçük bir saygısızlıktan ziyade eşi ağır derecede küçük düşürücü bir davranış sergilenmiş olması gereklidir. Başkalarının yanında eşe küfür edilerek onurunun kırılması, üçüncü kişilere eşinin cinsel problemlerinin olduğunun dile getirilmesi gibi davranışlar boşanma nedeni olabilecek ağırlıkta onur kırıcı davranış olarak kabul edilmektedir.

 

Onur kırıcı davranış sebebiyle boşanma davalarında da bu davranışın gerçekleştirilmesinden itibaren 6 ay içerisinde mağdur eşin boşanma davası açması gerekir. Aksi halde boşanma davası açma hakkı düşer.

 

 

Eşin Suç İşlemesi Nedeniyle Boşanma

 

Medeni Kanunun 163. maddesinde eşlerden birinin küçük düşürücü bir suç işlemesi halinde bu sebepten dolayı onunla birlikte yaşaması diğer eşten beklenemezse bu eşin boşanma davası açabileceği düzenlenmiştir. Ancak söz konusu düzenleme işlenen her suçun boşanma nedeni olarak kabul edileceği anlamına gelmemekte olup yalnızca yüz kızartıcı ve küçük düşürücü bir suç olması ve bu nedenle ortak yaşamın kurulmasının imkânsız hale gelmesi halinde boşanma sebebinin oluştuğu kabul edilmektedir. Bu kapsamda eşlerden birisinin cinsel saldırı suçu işlemesi boşanma sebebi sayılmaktadır.

 

Eşin işlediği suçun boşanma sebebi olarak ileri sürülebilmesi için suçun evlilik sonrası işlenmiş olması gerekir. Suçun evlenmeden önce işlenmesi ve davacı eşin bunu bilerek evlenmesi halinde, boşanma talebi haklı görülemez. Ancak koşullar varsa yanılma, aldatma ve korkutma nedenlerinden evliliğin iptali davası açılabilir.

 

 

Haysiyetsiz Yaşam Sürme Nedeniyle Boşanma

 

Kişi yaptığı iş, uğraştığı meslek ve sanat ya da özel yaşamı ile bu değerlere onur, haysiyet gibi kavramlara aykırı düşüyorsa, haysiyetsiz yaşam sürmekte olduğu kabul edilir. Randevu evi işletmek, genelev patronluğu yapmak, ayyaşlık, kumarbazlık, cinsel sapıklık, evli olduğu halde erkeklerle düşüp kalkmak bu gibi davranışlara örnektir.

 

Haysiyetsiz yaşam sürme nedeniyle boşanma davası açacak eşler açısından davranışın devamlılığı esas unsur olacaktır. Yani boşanma davasında bu sebebe dayanılabilmesi için eşin bu davranışının süreklilik gösterecek ve yaşam biçimine dönüşecek şekilde devam ettiriliyor olması gerekir. Örnek vermek gerekirse, eşin madde bağımlısı olması ve madde bağımlılığı evliliğin çekilemez olmasına yol açması sonucunda haysiyetsiz yaşam sürme nedeniyle boşanma davası açılabilir.

 

Haysiyetsiz hayat sürme, nispi bir boşanma nedeni olduğundan haysiyetsiz hayat sürme iddiasının kanıtlanmış olması boşanmanın kabulü için yeterli olmayacak, bunun davacı eş açısından evlilik birliğini çekilmez hale getirip getirmediği de mahkemece ayrıca araştırılacaktır.

 

Medeni Kanunumuz suç işleme ve haysiyetsiz hayat sürme nedeniyle açılacak davalarda hak düşürücü süre öngörmemiştir.

 

 

Terk Nedeniyle Boşanma

 

Terk nedeniyle boşanma davalarında eşlerden birisinin ortak yaşamın kurma amacının olmaması ve buna ilişkin yapacağı davranışlar söz konusudur. Eşi evden kovmak, eşini eve almamak, eşinin eve girmesini engellemek amacıyla kilit değiştirme, eşi ailesine bırakma, eşinden habersiz evi taşıma, çocukları da alıp evden gitme gibi birçok davranış terk nedeniyle boşanma kapsamında değerlendirilir.

 

Terk nedeniyle boşanma davası açılması Medeni Kanunun 164. maddesinde düzenlenmiş olup bu davanın hukuki prosedürü diğer boşanma davalarından farklıdır. Terk nedeniyle boşanma davası açacak eşler terk olayının gerçekleşmesi üzerinden 4 ay geçmesi durumunda terk eden eşe, eve dönmesi ya da ortak hayatı tekrar kurması yönünde çağrı yapar. Bu çağrıya 2 ay içerisinde cevap vermeyen eşe karşı terk nedeniyle boşanma davası açılabilir.

 

Terk nedeniyle boşanma davasının açılabilmesinin koşullarından biri ihtardır. İhtar; evlilik birliğinden doğan yükümlülüklerini yerine getirmemek maksadıyla eşini terk eden veya haklı bir sebep olmadan ortak konuta dönmeyen eşe, diğer eş tarafından mahkeme kanalıyla yapılan son bir çağrı ve uyarıdır. Amaç, boşanma davası açılmadan önce terk eden eşe son bir şans verilmesi, böylece evlilik birliğinin yeniden kurulup devam etmesi yönünde son bir olasılığın tüketilmesidir.

 

Eşin evi terk etmesi için; eşin askerlik hizmeti nedeniyle evden ayrılması, eşin eğitim ya da iş nedeniyle evden ayrılması gibi meşru bir neden olması durumlarında terk nedeniyle boşanma davası açılamaz. Boşanma nedenleri olarak terk unsuru oluşabilmesi için meşru bir neden olmaksızın ortak yaşam kurulmasının engellenmesi gerekir.

 

Eşin terkindeki amacın sadece evi terk etmiş olmak yeterli olmayıp terk eyleminin evlilik birliğinin yüklediği yükümlülükleri yerine getirmemek amacıyla işlenmiş olması gerekir. Tarafların ayrı yaşama durumları en az kesintisiz olarak 6 ay sürmüş olmalıdır. Bu süre içerisinde eşlerin bir müddet bir araya gelerek ortak yaşamı devam ettirip sonradan yeniden ayrılmış olmaları halinde, sürenin kesintisizliğinden söz edilemez.

 

 

Akıl Hastalığı Nedeniyle Boşanma

 

Akıl hastalığı, nispi bir boşanma nedenidir. Medeni Kanun 165. maddesinde eşlerden birinin akıl hastası olup da bu yüzden ortak hayatın diğer eş için çekilmez hâle gelmesi halinde, hastalığın geçmesine olanak bulunmadığı resmî sağlık kurulu raporuyla tespit edilmek koşuluyla bu eşin boşanma davası açabileceği düzenlenmiştir.  

 

Akıl hastalığı nedeniyle boşanma davası açılabilmesi için akıl hastalığının evlendikten sonra gerçekleşmiş olması, evliliğin devamını engellemesi ve tedavisinin mümkün olmaması gerekir. Zira kanuna göre akıl hastalığı sahibi bir birey evlilik gerçekleştiremez. Evlendikten sonra akıl sağlığını yitiren kişiye açılacak olan boşanma davalarında akıl hastalığı olduğunun resmi kurumlarca raporlandırılması ve tedavisinin mümkün olmaması gerekir. Ancak bu durumda akıl hastalığı boşanma nedenleri arasında yer alır.

 

 

Şiddetli Geçimsizlik Nedeniyle Boşanma ( Evlilik Birliğinin Temelden Sarsılması)

 

Evlilik birliğinin temelden sarsılması sebebi Medeni Kanunun 166. maddesinde düzenlenmiş olan boşanma sebebi olup, halk arasında şiddetli geçimsizlik olarak bilinmektedir. Bu kapsamı oldukça geniş bir boşanma nedenidir.

 

Eşlerden birinin uzun süre çalışmaması, eşe veya çocuklara karşı ilgisizlik, aile içi sorumlulukların yerine getirilmemesi, eşlerin birbirlerine tahammülsüzlüğü, eşin çalışmasına engel olma veya zorla çalıştırma, eşini ailesiyle görüştürmeme, eşin sosyal ortamlara girmesini engelleme gibi birçok davranış evlilik birliğinin temelden sarsılmasına yol açabilmektedir.

 

Burada asıl önemli olan ortak yaşam kurulmasının imkânsız olmasıdır. Bu kapsamda her davranış ortak yaşam kurulmasını engelleyecek sonuçlar doğurmuş olması durumunda boşanma nedenleri olarak karşımıza çıkabilir ve boşanma davası açılabilir.

 

Please reload

Son Paylaşımlar

September 8, 2016

August 15, 2016

Please reload

Arşiv
Please reload

Etiketlere Göre Ara
Please reload

Bizi Takip Edin
  • Facebook Basic Square
  • Twitter Basic Square
  • Google+ Basic Square